Dolar 45,9036
Euro 53,4613
Altın 6.615,59
BİST 13.662,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 28°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
28°C
Parçalı Bulutlu
Per 25°C
Cum 22°C
Cts 23°C
Paz 25°C

Doç. Dr. Onur Oral, “Obezite ile mücadele; bilimsel ve uzun vadeli bir yaşam kültürüyle başarıya ulaşabilir”

Ege Üniversitesi, toplum sağlığını tehdit eden kronik sorunlara yönelik bilimsel çözüm arayışlarını sürdürüyor.

Doç. Dr. Onur Oral, “Obezite ile mücadele; bilimsel ve uzun vadeli bir yaşam kültürüyle başarıya ulaşabilir”
REKLAM ALANI
28 Ocak 2026 15:05
48

Ege Üniversitesi, toplum sağlığını tehdit eden kronik sorunlara yönelik bilimsel çözüm arayışlarını sürdürüyor. Çağımızın en büyük sorunlarından biri olan obezitenin en temel sorunlarından biri hareketsiz yaşam olarak biliniyor. Bu kapsamda spor genetiği ve obezite alanındaki çalışmalarıyla tanınan Ege Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Oral, konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.  Obezitenin salt estetik bir kaygıdan ibaret olmadığını, aksine çok boyutlu metabolik bir problem teşkil ettiğini vurgulayan Doç. Dr. Oral, kalıcı çözümün ancak sürdürülebilir bir yaşam disipliniyle mümkün olacağına dikkat çekti.

Obezite tedavisinde en sık yapılan hatanın süreci yalnızca kısıtlı diyetlerle yürütmeye çalışmak olduğunu söyleyen Doç. Dr. Oral, “Bir akademisyen olarak, obeziteyi sadece estetik bir ‘ayna görüntüsü’ kaygısı olarak değil, kökleri genetik ve metabolik süreçlere dayanan küresel bir sağlık sorunu olarak ele almamız gerektiğini vurgulamak isterim. Obezite, beden kitle indeksinin 30’un üzerine çıkmasıyla tanımlanan, vücutta aşırı yağ depolanması durumudur ve bu durum damar sertliği (ateroskleroz), diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi, kemik-eklem sorunları ve hatta Alzheimer gibi ciddi hastalıkların zeminini hazırlar. Fiziksel etkilerinin yanı sıra, kişinin psikolojik dengesini, sosyal yaşamını ve iş verimini etkileyen çok yönlü bir problemdir; bu nedenle tanı ve tedavi süreci ciddiyetle yönetilmelidir” diye konuştu.

ARA REKLAM ALANI

“Diyet ve egzersiz, yaşam biçimi haline gelmeli”

Kilo kontrolü ve obezite tedavisi, diyet ve sporla sürdürülebilen, ‘iki ayaklı’ bir sistem olduğunu söyleyen Doç. Dr. Oral, “Sert diyetler metabolizmayı yavaşlatarak uzun vadede daha fazla kilo artışına neden olur. Sağlıklı bir kilo kaybının ayda en fazla 1–1,5 kilo olması gerekir. Obezite tedavisi yürümeye benzer; iki ayağınız da sağlam olmazsa ilerleyemezsiniz. Bu sürecin bir ayağı beslenme ise diğer ayağı mutlaka egzersiz olmalıdır. Özellikle su içi egzersizlerinin (Aqua Biking ve aqua jimnastik) çok avantajlı olduğunu düşünüyorum. Suyun kaldırma kuvveti sayesinde eklemlere binen yük azaldığı için kişi daha uzun sure egzersiz yapabiliyor. Suyun direnci, karadaki egzersizlere kıyasla daha fazla kalori yakılmasını sağlar. Bu yöntem, özellikle eklem ve diz ağrısı çeken obez bireyler için hem güvenli hem de yüksek verimli bir seçenektir” dedi.

“Egzersizi çocukluktan başlayarak yaşama yaymalıyız”

Bu sürecin biyolojik ve genetik arka planını da göz önünde bulundurmak gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Oral,   “İnsülin direncini kırmak ve yağ yakımını destekleyen irisin hormonunu artırmak için fiziksel aktivite elzemdir. Ayrıca sağlıklı bir uyku düzeni, iştah mekanizmasını dengeleyerek beslenme yönetimini kolaylaştırır; zira uykusuzluk veya aşırı uyku metabolik dengeyi bozar. Akdeniz tipi beslenme gibi doğal ve dengeli modelleri benimseyerek, egzersizi çocukluktan yaşlılığa kadar hayatın her evresine yaymak zorundayız. Unutulmamalıdır ki amacımız kısa süreli estetik değişimler değil, metabolik dengemizi koruyarak sağlıklı yaşlanmayı mümkün kılan kalıcı bir yaşam disiplini oluşturmaktır” diye konuştu.

“Sağlık yaşam için spor kavramını hayatımıza dâhil etmeliyiz”

Spor salonu veya havuz imkânı bulunmayan bireyler için en erişilebilir çözümün yürüyüş olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Oral, “Ofis çalışanları ve ekran bağımlılarının yürüyüşü bir rutin haline getirilmeleri gerekir. Haftada beş gün, en az 30 dakika tempolu yürüyüş; aynen diş fırçalamak gibi günlük bir alışkanlık haline gelmeli. İşe giderken birkaç durak erken inmek veya öğle aralarını kısa yürüyüşlerle değerlendirmek, uzun vadede obeziteyle mücadelede büyük fark yaratır. Egzersizin yaşı yoktur.  Her birey kendi bedenine ve kendi kapasitesine göre hareket etmelidir Kaliteli yaşam ve sağlıklı yaşlanmak adına ‘Sağlıklı yaşam için spor’  ilkesini hayatımıza dâhil etmemiz gerekiyor. Haftada beş gün yapılan 45 dakikalık, nabzı hafifçe yükselten ve terleten aktiviteler, obezitenin önlem ve tedavisinde etkili olacaktır. Obeziteyle mücadelede ancak bilimsel, dengeli ve uzun vadeli bir yaşam kültürüyle başarıya ulaşabiliriz” dedi.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

bayi hosting ingilizce kurs dacia yedek parçaları lattice towers endüstriyel otomasyon karadeniz turu kaşe kaban su jeti iç mimar reflü tedavisi utts süt sağma makinesi engelli bakım evi fluence yedek parça plastik üreticisi e imza başvuru Fiat yedek parça kaldırım taşı makinesi